Mağara Adamı
İnsanlığın evriminde değişmeyen bir gerçek;
‘Erkekler avcıdır, kadınlar toplayıcıdır’
Kadınlar ve erkeklerin arasındaki bitmez dram insanlığın tarihi kadar eskidir. Bunu bir gece eşi Banu tarafından kapıya konan Kamil de anlar. Çaresizlik içinde sokakta oturduğu yerde cinsiyetler arasındaki farklılıkları anlamaya çalışırken hayali atası ‘Mağara Adamı’ ile karşılaşır. Mağara Adamı onu tarihin ilk çağlarına kadar götürür ve Kamil’in cinsiyetler arasındaki bu farklılıkların yüzyıllar boyunca değişmeyen örneklerini görmesini sağlar.
Mağara adamı bir avcıydı ve avına mızrağını batırana dek sadece ona yoğunlaşırdı. Öte yandan mağara kadını bir toplayıcıydı, mağarasında kullanılabilecek şeyleri toplardı. Erkekler avlanırken her zaman sadece bir şeye yoğunlaşırlar; eskiden bu mamutlardı, bugün televizyon! Kadınlar ise toplarken çevreyi kol açan etmek zorundadırlar ve birçok şeye aynı anda yoğunlaşırlar. Tüm bu basmakalıp önyargıları olağanüstü bir espri anlayışı ve son derece zeki diyaloglarla anlatan Becker, oyun boyunca her iki cinsiyete karşı saygısını korumayı da ihmal etmiyor. Seyircilerin oyun sırasındaki tavırlarına bakılırsa herkes kendi içindeki mağara kişisini fark ediyor. Eşler gülmekten yaşaran gözlerini silerken birbirlerini dürtüp duruyor ve tasdikleyici şekilde başlarını sallıyorlar. Mağara Adamı ilişkide bulunan, bulunmuş olan ve bulunmak isteyen herkesi coşturacak bir komedi.






