27 Şub2011

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi önderliğinde yürüttüğümüz “ Çevre ve Çevreci Ürünler “ konulu projemizde, “Arka Sokaklar” dizisinin “Mesut’u” ve “Mağara Adamı” oyununun “Kamil’i” oyuncu Şevket Çoruh ile hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Diziyi, oyunu ve çevreyle ilgili düşüncelerini bizimle paylaştığı sohbetimize başlıyoruz.


1)  Merhaba, öncelikle birçok kez sizden duyduğumuz ancak geleneği bozmamak adına sormak istediğimiz bir soruyla başlamak istiyorum. Oyunculuk hikayeniz nasıl başladı biraz bahsedebilir misiniz?

Ortaokul ve lise dönemlerinde okulumuzun tiyatro kolunda yer alarak başladım tiyatroya. Daha sonra 1988 yılında profesyonel olarak çocuk tiyatrolarında oynadım. 2001 yılında Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne girdim ve 2006 yılında mezun oldum. 1996 ile 2006 yılları arasında okulda asistanlık yaptım ve hala oyunculuğa devam etmekteyim(gülüyor).

2) İşinizi severek yaptığınızı düşünüyorum. Ancak şuan oyuncu olmasaydınız ne iş yapıyor olurdunuz, hiç düşündünüz mü?

Oyuncu olmasaydım ne yapıyor olurduuuum? Valla birçok şey olurdum herhalde. Basketbolcu olmak isterdim, antikacı da olabilirdim ( bayılıyorum antikaya ), araba tamircisi olurdum herhalde. Bilmiyorum ya birçok meslek varmış meğer…

Tahmin edebiliyorum. Klasik araba koleksiyonunuzdan da haberimiz var.

Iıııııı… Evet. Arkadaşlarımız sayesinde herkes öğrendi bunu.( gülüyoruz)

3)  Bu sene bir tiyatro oyunuyla da izleyicinin karşısındasınız. “ Mağara Adamı Kamil” olarak izliyoruz sizi sahnede. Kadın ve erkek ilişkilerine baktığımızda, bu ilişkiyi değerlendirir misiniz?

Valla zor… Çok anlaşılması zor ve güç bir durum. Bende bu yaşıma kadar çok da anlamış değilim açıkçası. Bizim geçmişimizden yani doğumumuzdan itibaren dünyanın en büyük çatışması bence. Kadın ve erkek olarak birbirimize büyük bir bağlılığımız ve aynı zamanda ihtiyacımız var. Farklılıklarımızda var tabiî ki.  Hem ruhsal hem bedensel anlamda. Tüm bunlar iki cinsin çatışmasını doğuruyor. Bundan dolayıdır ki, yüzyıllardır bu iki cins üzerine romanlar, şiirler, yazılar yazılıyor. Mağara Adamın’nda da biz, geçmişten günümüze bu çatışmayı ve süreci ele alıyoruz.

Peki sizce hangisi daha zor? Kadınlar mı yoksa erkekler mi?

Bence kadınlar zor tabi…(sessizlik) Ama sence de erkekler zordur mesela.

Sanırım bence de kadınlar erkeklerden biraz daha zor.

Sence de kadınlar(şaşırıyor)… Bravo, tebrik ediyorum, çok sağol (elimi sıkıyor).

4) 5 yıllık bir özlemin ardından buluştunuz sahneyle. Mutlu musunuz?

Tabiî ki mutluyum. En sevdiğim işi yapıyorum, mutlu olmaz mıyım? En sevdiğim ve saygı duyduğum işi yapıyorum. İnsan yaptığı işten mutlu olmaz mı?

Olmayan var.

O, onları bağlar. Ben en sevdiğim işi yapıyorum bir de üstüne para veriyorlar.(gülüyoruz)

5)  “Mağara Adamı” tek kişilik bir oyun. Oyunu tek başınıza oynamanızın avantajları ve dezavantajları olmalı.

Hiçbir avantajı yok. Tamamen dezavantajları var. Sahnede tek başınızasınız. Size oynadığınız oyunu hatırlatacak kimse yok, paslaşacağınız kimse yok. Tamamen seyirciyle oynuyorsunuz. Korkutucudur yani tek başına oynamak. Kuliste de yalnızsınız. Aslında kulis kalabalık, eğlenceli bir yerdir ama tek başına olduğunuzda oturup kuzu gibi beklersiniz yapayalnız, seyirci gelsin de oyun başlasın diye.(gülüyoruz)

6)  Sizde bilirsiniz ki, “oyuncunun er meydanı tiyatro sahnesidir” derler. Ne dersiniz bu konuda?

Yani bir bakıma öyle. Tamamına katılmıyorum ama öyledir. Çünkü sahnede en çıplak halinizle seyirci karşısına çıkarsınız. Dışarıdan hiçbir şey yoktur. Sinemada olduğu gibi bir yakın plan ya da genel plan gibi kavramlar ve ayarlamaları yoktur. Tamamen reel bir durum vardır. Başlar ve kesintisiz olarak devam eder. İzleyici o anın duygusuna girsin diye bekleyemezsiniz. Motivasyon ve performansınız hep en üst düzeyde kalabilmeli.

7)   “Mağara Adamı” farklı illerde de oynayacak mı, turne düşünceniz var mı?

Var tabi. Zaten gittim birkaç yere. İstanbul dışında Bursa ve Ankara’da oynadım. Daha birçok yer de olacak inşallah.

8)  Oyunla beraber dizi de var. Yoğun bir tempodasınız, bu iki iş birbirini etkiliyor mu? (olumlu ya da olumsuz).

Hayır, hayır. Öyle olumsuz falan etkilemiyor. Ama tabi yorucu olabiliyor. Turneye gidiyorum ardından dizi seti derken yoruluyoruz tabiî ki. Yoğun bir tempoda çalıştığımız için hemen hemen haftanın her günü sette olma durumumuz var.

9)  Siz hem tiyatro hem televizyon hem de sinema dallarında da deneyim sahibi bir oyuncusunuz. Seçim yapmanız gerekse önceliği hangisi alırdı?

Hepsi alırdı. Bunlar benim mesleğim. Şöyle düşünün, bir yazar, roman da, hikâye de, şiir de yazabilir. Bunlar bizim mesleğimizin çeşitleri.

Ama birini diğerlerine göre yazmaktan daha çok zevk alabilir mesela…

Yani tabiî ki olabilir. Yapı itibariyle sinema çok başka bir şey. Neden? Çünkü şunu biliyorsunuz, yaptığınız işe yıllarca unutulmayacak bir imza atıyorsunuz. Tiyatro da öyle bir durum yok oysaki. Orada o işi yaparsınız, 1 buçuk – 2 saatte ve unutulur gider. Yani demek istediğim tekrarlanan bir durum yok. Tekrar tekrar izleyebilme imkanınız yok sinema da olduğu gibi. Ama seyirciyle beraber bir şeyler yapmanın gücü vardır, daha interaktiftir tiyatro.

10)  Biliyorsunuz günümüzde birçok çevre felaketleriyle karşılaşıyoruz. Bunun en belirgin olanı “küresel ısınma” ve bu duruma gelinmesinde kullandığımız eşya olsun, teknoloji olsun tüm bunlar sebebiyet vermekte. Sormak istiyorum, özel hayatınızda sık sık alışveriş yapar mısınız?

Yani evet. Yaparım. Fırsat buldukça alışverişimi yapıyorum.

11)  Ürün satın alırken dikkatli misiniz? Özellikleri sizin için önemli midir yoksa sadece görüntüsünden mi etkilenirsiniz?

Sadece görüntüsünden etkilenirim (gülüyor). Şaka bir tarafa, tabiî ki satın alacağım ürünün ne tür özellikler barındırdığı beni daha çok ilgilendirir.

12)   Peki ürünün çevre dostu olması ya da popüler tabiriyle “yeşil” bir ürün olması sizin için önemli mi?

Bazen evet. Her şey için değil ama. Örneğin eve bir buzdolabı ya da çamaşır makinesi vs. alacaksam bakıyorum tabi, motoru ne kadar tasarruflu, ne kadar enerji harcıyor gibi.

13)  Sizin yaşam alanınızda var mı bu tür yeşil ürünler? Evinizde mesela…

Bitkiler var tamamen yeşil (gülüyoruz). Var var. Buzdolabım, diğer beyaz eşyalarım falan.

14)  Bu tür ürünlere bakıldığında diğerlerine oranla daha pahalı olduğu konusunda bir algı var.

Evet ya. Gerçekten pahalılar. Organik pazarlarda falan meyve – sebzeler çok pahalı. Bir de eciş – bücüşler. Kurtlu falan (gülüşmeler). Ama gerçekten bence de öyle, pahalılar yani.

15)  Karşınızda iki ürün olduğunu varsayalım. Biri sıradan, kullanışlı ve ucuz. Diğeri ise hem kullanışlı hem de çevre yanlısı. Tek kusuru biraz pahalı olması. Şevket Çoruh hangisini tercih ederdi?

O ana bağlı hangisini tercih edeceğim. Ama tabiî ki çevre dostu, yeşil ürünü tercih ederim. (gülüyoruz) Yaşasın yeşil ürünler…

16)  Son olarak gelecekte meslektaşınız olmak isteyenler sizden birkaç şey duymak ister, ne söylemek istersiniz?

Yapmayın, gidin başka meslekler yapın, hobi olarak oyunculuk yapın, kendinize normal meslekler seçin (gülüyoruz). Oyuncu olana kadarki o süreç çok zor. Şöyle düşünün benim sınıf arkadaşlarımdan 11 kişinin içinde sadece 3 kişi bu işi yapabiliyor. Üniversiteyi bitirince daha kolay iş bulabileceğiniz meslekler seçin.

O da çok zorlaştı artık tabi.

Zor zor… kesinlikle zorlaştı evet. Allah yardımcınız olsun valla…(gülüyoruz)

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi

Muhabir: Selda Özmen

Yeni yorum gönder

Partner

Mağara Adamı'nda ara...